Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2020/697 Esas
2022/1386 Karar
25/10/2022
“Genel kredi sözleşmesinin imzalanmasından sonra davalı asıl borçlu … Alçı ve Dolgu Maddeleri Boya ve Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş. lehine davacı banka tarafından gayrinakdi kredi olarak toplam 1.590.000TL bedelli dört ayrı teminat mektubu verilmiştir. Bununla birlikte dava sırasında davacı vekili tarafından dava konusu iki adet teminat mektubunun süresinin dolduğu ve sistemsel çıkışının yapıldığı, 1.095.000TL bedelli teminat mektuplarından kaynaklanan riskin ise devam ettiği bildirilmiştir. Bununla birlikte banka ile asıl borçlu müşterisi arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 8.04-g maddesinde, bankanın sebep göstermek zorunda olmaksızın göreceği lüzum üzerine teminat mektubu ve kontrgaranti muhteviyatının o tarihteki ana para, faiz, komisyon, gider vergisi ve diğer masrafları ile birlikte nakden ve defaten, faiz getirmeyen bir hesapta bloke edilmek üzere üç gün içinde bankaya depo edilmesini talep etmeye yetkili olduğu düzenlenmiştir. Ayrıca anılan sözleşmenin eki niteliğindeki kefaletname başlıklı belgelerin “sözleşmenin konusu” başlıklı 2. maddesinde ise kefilin, genel kredi sözleşmesi kapsamında kredi alanın kullandığı ve/veya kullanacağı nakdi ve/veya gayri nakdi kredilerden kaynaklanan tüm borçlara kefil olunduğu belirtilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki kefiller tarafından müteselsil kefil sıfatıyla imzalanan kefaletnamede kefilin sorumluluğu genel kredi sözleşmesi kapsamında kredi alanın kullandığı ve/veya kullanacağı nakdi ve/veya gayri nakdi kredilerden kaynaklanan tüm borçlar olarak belirtilmiş ise de kural olarak kefil, asıl borçlunun bankaya karşı tüm yükümlülüklerini değil fakat bankanın teminat mektubu bedelini muhataba tazmin etmesi hâlinde bu bedeli ödemeyi borçlanmaktadır. Zira henüz tazmin edilmeyen mektup bedelinin depo edilmesinin borçlusu kefil değil lehine teminat mektubu verilen asıl kredi borçlusudur (Reisoğlu, Seza: Türk Kefalet Hukuku, … 2013, s. 219). Buna karşılık kefil olunan gayri nakdi kredi nedeniyle asıl borçlunun yükümlülüklerinin kefilin kendi hakkında da uygulanacağını genel bir ifade ile kabul etmesinin, kefili, teminat mektubu bedelini depo etme yükümlülüğü altına soktuğunu da iddia etmek, kanun koyucunun kefili koruma amacı ile çelişmektedir. Zira kefaletin kendisi tıpkı depo gibi bir teminat olduğundan ve kefil açıkça teminat mektubunun bedelini ayrı bir … sözleşmesi ile … etmedikçe kefilin iradesinin dar olarak yorumlanması uygun olacaktır. Bu durumda müteselsil kefil olarak imzaladığı sözleşmede açıkça teminat mektubunun bedelini depo etme yükümlülüğü bulunmadığından depo talebinden kefilin sorumlu olmadığının kabulü gerekmektedir. Hâl böyle olunca tazmin edilmeyen teminat mektubunun bedelinin depo edilmesinin borçlusunun kefil değil lehine teminat mektubu verilen asıl kredi borçlusu olduğu gözetildiğinde davalı kefiller yönünden davanın reddine dair Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararı yerindedir.”

