Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2019/772 Esas
2022/1370 Karar
25/10/2022
“HMK’nın sistematiği içinde; tahkikat aşamasına geçilmezden evvel tarafların uyuşmazlık konuları ve bu uyuşmazlıkların çözümü için ileri sürdükleri delillerin daha işin en başında belirlenerek tahkikatın etkin bir şekilde yapılmasının hedeflendiği anlaşılmaktadır. Zira tahkikatın amacı; kural olarak delil toplamak değil, delilleri incelemek ve değerlendirmektir; aksi hâlde tahkikat tamamlanamaz ve yargılama uzar.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince, Mahkeme ve Özel Dairenin de kabulünde olduğu üzere boşanmaya sebep olan olaylarda; kadının, internet üzerinden sosyal paylaşım sitesi aracılığıyla ve çok sayıda erkekle görüşerek daha sonra bu kişilerin bir kısmıyla buluşması, sadakatsiz ve güven sarsıcı davranışlarda bulunması, olayı öğrenen erkeğin de eşine bağırıp çağırarak üzerine yürümesi şeklinde gerçekleşen kusurlu davranışlar yönünden uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık; mahkemece dinlenen tanık …’ün erkek eş ile dava tarihinden sonra gerçekleştiği anlaşılan bir konuşmasında, erkeğin tanığa “abla dağınık hayatım var her gün bir kızla çıkıyorum” şeklindeki beyanının erkeğe kusur olarak yüklenip yüklenemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Yukarıda açıkça belirtildiği üzere tahkikatın amacı; delil toplamak değil, delilleri incelemek ve değerlendirmektir. Davalı-karşı davacı kadın tarafından sunulan 15.01.2014 tarihli dava ve 12.03.2014 tarihli cevaba cevap ve karşı davaya cevap dilekçeleri incelendiğinde tanık tarafından beyan edilen vakıaya dayanılmadığı anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca Özel Daire bozma kararında belirtildiği üzere, ileri sürülmeyen bir vakıanın kusur belirlemesine esas alınmasından söz etme imkânı bulunmamaktadır. Dolayısıyla kabul edilen diğer kusurlu davranışlar ve gerçekleşen olaylara göre, boşanmaya sebep olan olaylarda kadının ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. O hâlde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.”

