Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2018/828 Esas
2022/201 Karar
24/02/2022
“Somut olaya gelince, alacaklı tarafından borçlu aleyhine kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle tahliye talepli ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip talebinde 2014 yılı Eylül, Ekim ve Kasım ayı kira bedelleri toplamı olan 2.250TL asıl alacağın talep edildiği, örnek (13) nolu ödeme emrinde, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi günlük sürede itiraz edebileceği, ödeme emrinin tebliğinden itibaren otuz günlük ödeme süresi içinde kira borcu ödenmez ise tahliye istenebileceğinin ihtar edildiği, ödeme emrinin borçluya 05.01.2015 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun yasal yedi günlük sürede itiraz etmediği, ilamsız tahliye takibinin kesinleştiği, alacaklı vekilinin 09.02.2015 tarihinde temerrüt nedeniyle tahliye istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, icra mahkemesinin 18.02.2015 tarihli tensip tutanağının (6) nolu bendinde “Davalı delilleri arasında (davacı tarafından temini istenen delillerin dışında) başka yerden getirtilecek belge ve dosyaların bulunması halinde bu belge ve dosyaların getirtilebilmesi için takdiren 50-TL gider avansının davalı tarafça cevap dilekçesi ile birlikte mahkeme veznesine yatırılmasına, gider avansının yetmemesi halinde mahkemece yapılacak belirlemeyle bu avansın ikmaline,” karar verildiği, tensip zaptının ve alacaklı vekilinin talep dilekçesinin borçluya usulüne uygun tebliğ edildiği, mahkemece kira borcunun ödenmediği gerekçesi ile temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verildiği, borçlunun temyiz dilekçesinde “Kararda her ne kadar belirtilse de tebligatın tarafıma ulaşıp mahkemeye katılmayışım, tebligatın tarafıma tebliğ edilmişse de şahsım ya da yakınlarım teslim almamıştır” şeklinde beyanda bulunduğu ve ekinde ödeme belgeleri de sunduğu, usulsüz tebliğe muttali olan borçlunun icra mahkemesinde usulsüz tebliğ şikâyeti başvurusunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler dikkate alındığında; temyiz aşamasında ilk defa sunulan ödeme belgelerinin icra mahkemesinde yapılan inceleme sırasında borçlunun elinde bulunup sonradan oluşturulmadığı anlaşılmaktadır.
Ödeme belgesini bilen borçlunun buna rağmen bu belgeden söz etmemesi ya da sunmaması, ona etkin hak arama imkânı tanınmamasından değil, kendi ihmalinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, bu ödeme belgeleri icra mahkemesindeki incelemeden önce var olduğu hâlde ileri sürmeyen borçlunun, kararın temyizi aşamasında dosyaya sunarak bu deliller doğrultusunda değerlendirme yapılmasını talep etmesi mümkün değildir. Nitekim bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun 11.11.2021 tarihli ve 2019/(22)9-637 E., 2021/1387 K. sayılı ile 23.11.2021 tarihli ve 2017/(6)8-1850 E., 2021/1484 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Hâl böyle olunca mahkemenin direnme kararının açıklanan nedenlerle onanması gerekmiştir.”

