Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2021/855 Esas
2022/129 Karar
15/02/2022
“Cevap süresinin uzatılmış sayılabilmesi için, mahkemenin yapılan talebi olumlu bir şekilde karara bağlamış olması gerekir. Mahkeme talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar vermemişse, süre uzatılmış sayılmaz (Yılmaz Ejder: Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, 3. Cilt, Ankara 2021, s. 2903). Cevap dilekçesi verilmesinin sonucu ise HMK’nın 131. maddesinde; “Cevap dilekçesinin verilmesinden sonra, cevap süresi dolmamış olsa bile ilk itirazlar ileri sürülemez” biçiminde düzenlenmiştir. İlk itirazların hepsi birlikte, cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenmez. Kanun’un 131. maddesi hükmü ile, cevap dilekçesinin verilmesinden sonra yasaklanan husus, yalnızca ilk itirazların ileri sürülememesidir. Çünkü cevap dilekçesinin verilmesi ile işin esasına girilmiştir ve ilk itirazlar bakımından hak düşürücü bir süre söz konusudur; hatta henüz cevap süresi dolmamış olsa bile cevap dilekçesinden sonra ayrı bir dilekçeyle ilk itirazlar ileri sürülemez.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; somut olayda, taraflar arasında ihtilâf hâlinde hakeme gidileceği konusunda tahkim sözleşmesinin bulunduğu, dava dilekçesinin davalılara 11.04.2018 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine davalılar vekilinin 18.04.2018 tarihli dilekçesi ile cevap süresinin uzatılmasına yönelik bir aylık ek süre verilmesini talep ettiği, mahkemece davalı tarafça istenen süre uzatım talebiyle ilgili olumlu ya da olumsuz herhangi bir kararın verilmediği, davalılar vekilinin 05.05.2018 tarihinde dosyaya sunduğu dilekçesinde tahkim itirazını ileri sürdüğü görülmektedir.
Her ne kadar davalılar vekili cevap süresinin uzatılmasını talep etmiş ise de; mahkemece bu konuda istemin kabulüne yönelik herhangi bir karar verilmediğinden, süre uzatılmış sayılmaz. Nitekim HMK’nın 127. maddesinde cevap süresinin uzatılması talep edildiğinde, mahkemenin mutlaka talebi kabul ederek istenen süreyi vereceği ya da uzatacağı şeklinde bir zorunluluk değil; bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek bir süre verebileceği eş deyişle süreyi uzatabileceği düzenlenerek hâkime süre uzatım isteminin kabulü ya da reddi yönünde takdir yetkisi verilmiştir. Davalılar vekilinin süre uzatım talebinin mahkemece değerlendirilmeyerek cevapsız bırakılması, sürenin uzatılmasına yönelik istem hakkında karar verilmemiş olması, talebin kabul edildiği anlamına gelmez. Süre uzatım talebinin akıbetini takip etmeyen davalıların kendi kusurlarından kaynaklanan sonuca katlanmaları gerekir.
Netice itibariyle; somut olayda, yasal cevap dilekçesi verme süresi içinde veya şayet mahkemece kabul edilmiş olsa idi uzatılmış cevap süresinde ileri sürülen tahkim itirazının varlığından söz edilemeyeceğinden, mahkemece davalılar tarafından Kanun’da öngörülen hak düşürücü süre geçtikten sonra yapılan tahkim ilk itirazı reddedilerek işin esası incelenmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir. Hâl böyle olunca; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki belge ve delillere, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.”

