Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
2023/3254 Esas
2024/1195 Karar
20/03/2024
“Belirtmek gerekir ki; borçlu takibe itirazında zamanaşımı def’inde bulunmuş olması hâlinde açılan itirazın iptali davasında aynı def’iyi ileri sürmesinin gerekip gerekmeyeceği hususu da önemli bir konudur. Ödeme emrine itiraz ederken zamanaşımı def’ini ileri sürmüş olan borçlunun itirazın iptali davasında bu def’iyi tekrar ileri sürmesi gerekmez. Zira sadece zamanaşımı def’inde bulunan borçlunun bu itirazının iptali için açılan davada, davacı, zamanaşımı def’inin yerinde olmadığının ileri sürerek itirazın iptali davasını açtığından mahkemece zamanaşımı def’inin yerinde olup olmadığı konusu üzerinde durularak dava karara bağlanacaktır. Bu nedenle mahkemece davanın sonucuna etkili olması nedeniyle üzerinde kendiliğinden durulması gereken bir konuda davalıya zamanaşımı def’ini mahkemede de ileri sürmesi zorunluluğu yüklenmemelidir (Deynekli, A. / Kısa, S.: İtirazın İptali Davaları, İcra İnkâr ve Kötüniyet Tazminatı, Ankara 2013, s. 138-139). Nitekim aynı hususlara Hukuk Genel Kurulunun 01.10.2014 tarihli ve 2013/17-1101 E., 2014/716 K. sayılı kararında da değinilmiştir. (yargıtay HGK 2017/(19)11-945 E.,- 2021/1060 K. sayılı Kararı)
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki davada davalı, ödeme emrine süresi içerisinde yapmış oldukları itirazlarında zamanaşımı def’ini ileri sürmüşler ancak davaya cevap vermemiş ise de davacı da zamanaşımı def’inin yerinde olmadığını ileri sürerek eldeki itirazın iptali davasını açtığından, davalı bu def’iyi dava sırasında tekrar ileri sürmese bile mahkemece zamanaşımı def’inin yerinde olup olmadığı konusu üzerinde durularak dava karara bağlanacaktır.
Fon alacağı kavramı 5411 sayılı Kanun’da tanımlanmış olup, TMSF’nin her türlü alacağının fon alacağı olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Bir alacağın 20 yıllık zamanaşımına tabi fon alacağı olarak nitelendirilebilmesi için bu alacağın 5411 sayılı Kanun’dan kaynaklı bir alacak olması gerekir. Bu anlamda banka kaynaklarının sömürülmesi (108/4 md), bir bankanın fona devredilen alacaklarının devir alınması (107 md) gibi hallerden doğan alacaklar fon alacağı niteliğindedir. Somut olayda bu nitelikte bir alacak bulunmadığından 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması söz konusu olmayacaktır.
Açıklanan nedenlerle temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve özellikle az yukarıda anılan HGK kararında da işaret edilen hususlara göre, mahkeme kararının yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.”

