Yargıtay 2.Hukuk Dairesi
2023/5107 Esas
2024/5735 Karar
12/09/2024
“Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğuna, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmadığı gibi bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak oluşturan yönlerin de yeniden incelenmesinin hukuken mümkün olmadığına, özellikle faiz başlangıç tarihinin temyiz edenin sıfatına göre lehine olduğunun anlaşılmasına göre, davacı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Artık değere katılma alacağı ve değer artış payı alacağı miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (4721 sayılı Kanun md. 227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre tasfiye tarihi, karar tarihidir.
Davacı erkek vekilinin taşınmazın değerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; somut olayda, İlk Derece Mahkemesince yukarıda izah edilen ilkeye aykırı şekilde, taşınmazların karar tarihinden (24.01.2023) yaklaşık iki buçuk yıl önceki belirlenen (27.10.2020) güncel değerlerine göre değer artış payı alacağı ve artık değere katılma alacağının hesaplanması doğru olmamıştır. O halde, İlk Derece Mahkemesince, tasfiye konusu taşınmazın tasfiye (önceki karar bozulmakla değer güncelliğini yitirdiğinden bozma sonrası yeni karar tarihine en yakın tarihteki) tarihi itibariyle sürüm (rayiç) değerleri belirlendikten sonra, talep miktarı ve usuli kazanılmış haklar da gözetilerek taşınmaz yönünden değer artış payı alacağı ve artık değere katılma alacağına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.”

