Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2018/93 Esas
2022/255 Karar
03/03/2022
“Bir mal (borçlunun elinde iken değil de) üçüncü kişinin elinde (nezdinde) iken haczedilir ve üçüncü kişi o mal üzerinde mülkiyet veya diğer bir ayni hak iddia ederse, icra müdürü, bu istihkak iddiasını haciz tutanağına geçirir (İİK m. 96/1; 102/1) ve üçüncü kişiye karşı (icra mahkemesinde) istihkak davası açması için, alacaklıya yedi günlük bir süre verir (İİK m. 99, c. 2). Yani, bu hâlde dava açma süresi (icra mahkemesi tarafından değil) icra müdürü tarafından verilir ve istihkak davası açma külfeti, üçüncü kişiye değil alacaklıya yükletilir. Fakat, elindeki mal haczedilen (ve istihkak iddiasında bulunan) üçüncü kişinin, alacaklının dava açmasını beklemeden, kendisinin (üçüncü kişinin) icra mahkemesinde istihkak davası açmasına engel yoktur (Kuru, s. 573, 577).
Somut olayda; alacaklı tarafından borçlular … ve … aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibin kesinleşmesi üzerine alacaklı vekilinin talebi üzerine üçüncü kişi … Bankası A.Ş. … Şubesine İİK’nın 78. maddesine göre haciz müzekkeresi gönderildiği, üçüncü kişi bankanın 23.09.2014 tarihli cevabında borçlu …’nin vadesiz hesabına, bankada borç ve riskleri bulunduğundan yasalar ve borçlular ile banka arasında imzalanan sözleşmelerin ilgili maddeleri nedeniyle bankanın rehin, hapis ve takas mahsup hakkı bulunduğundan, söz konusu tutarlar üzerine bankanın rehin, hapis ve takas mahsup haklarından sonra hüküm ifade etmek üzere haczin işlendiğinin ve işlenen haciz tutarının 4,21TL olduğunun bildirildiği görülmektedir.
Alacaklı vekilinin talebi üzerine üçüncü kişi … Bankası A.Ş. … Şubesine gönderilen 04.11.2014 tarihli müzekkerenin “…konulan haciz nedeniyle borçlunun bankanız nezdindeki hesabında bulunan paranın dosya borcunu aşmayacak miktarının müdürlüğümüzün banka hesabına dosya numarası belirtilerek gönderilmesine, hesap üzerinde başka hesaplar var ise, bu hacizlere ilişkin tarih sırasına göre sırasıyla dosya numaraları ve icra dairelerinin bildirilmek suretiyle sıra cetveli yapılmak üzere paranın gönderilmesine karar verilmiştir. Karar dairesinde işlem yapılarak, bankanızın rehinle temin edilmiş ve muaccel hâle gelmiş alacakları varsa, borçlunun hesabındaki paranın bankanız alacağına mahsup edilerek hesapta para bulundurulmaması gerektiği, bankanızın alacağı henüz muaccel hale gelmemiş ise, muaccel hâle gelmemiş bir alacak için takas-mahsup-rehin-risk ve benzeri haklardan bahisle paranın gönderilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunun bilinmesi ve neticeden müdürlüğümüz dosyasına bilgi verilmesi…” şeklinde olduğu, şikâyetçi üçüncü kişi bankanın 04.11.2014 tarihli müzekkerenin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu anlaşılmaktadır.
Şu hâle göre şikâyetçi üçüncü kişiye borçlunun bankadaki mevduatının haczi için İİK’nın 78. maddesine göre 04.09.2014 tarihli haciz müzekkeresi gönderilmiş olup, üçüncü kişi bankanın haciz müzekkeresine karşı mevduat üzerinde rehin, takas ve mahsup hakkının olduğunu ileri sürmesi istihkak iddiası niteliğindedir. Üçüncü kişi bankanın icra mahkemesine başvurusu 04.09.2014 tarihli haciz işlemine karşı İİK’nın 99. maddesine göre açılmış istihkak davasına ilişkin olmayıp, İİK’nın 99. maddesindeki prosedür izlenmeden hacizli paranın bankadan istenmesine ilişkin 04.11.2014 tarihli müzekkerenin iptali istemine ilişkindir. Dolayısıyla üçüncü kişi bankanın şikâyet yolu ile 04.11.2014 tarihli müzekkerenin iptalini istemesinde hukukî yararı bulunmaktadır.
O hâlde icra müdürünün İİK’nun 99. maddesindeki kurallara göre işlem yapması gerekirken, üçüncü kişi bankaya 04.11.2014 tarihli müzekkere gönderilerek belirtilen maddedeki prosedür uygulanmadan üzerinde istihkak iddia edilen hacizli paranın bu aşamada bankadan istenmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, icra mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 26. maddesi uyarınca talepten başka bir şeye karar verilemeyeceği de gözetilerek şikâyetin kabulüne karar verilmesi gerekir. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.”

