Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2023/681 Esas
2024/269 Karar
22/05/2024
“2004 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin birinci fıkrası ile 57 nci maddesinin birinci fıkrasına göre icra işlerinde tebligat 7201 sayılı Kanun ile ilgili yönetmelik hükümlerine göre yapılır. Somut olayda tebligat yapılan … icra takibinin diğer borçlusu olup aralarında menfaat çatışması bulunduğundan kıymet takdir raporu ile satış ilanı tebliğ işlemleri 7201 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesine göre usulsüzdür. Usule aykırı tebliğin hükmü ise 7201 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinde düzenlenmiş, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatap tebliğe muttali olmuş ise geçerli sayılıp muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edileceği belirtilmiştir.
Şikâyetçi borçluya kıymet takdir raporu ve satış ilanı tebliği usulsüz olduğundan satışa esas alınan kıymet takdirinden, satış ilanı tebliği ile de haberdar olmadığının kabulü gerekir. Usulsüz tebligatlar nedeniyle borçlu kıymet takdirine itiraz hakkını kullanamamış olup icra müdürlüğünün yaptırmış olduğu kıymet takdirinin usulsüz olduğundan bahisle ihalenin feshini talep edebilir. Dolayısıyla fesih nedeni olarak ileri sürülen kıymet takdirine ilişkin itirazların, konusunda uzman bilirkişi marifeti ile keşif yapılmak suretiyle incelenerek taşınmazın tespit edilecek değerinin, ihalede esas alınan muhammen bedelin üzerinde olup olmadığı tespit edilmelidir. Her ne kadar somut olayda ihale bedeli muhammen bedelin üzerinde olsa da satışa esas muhammen bedelin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı inceleneceğinden bu aşamada ihalede zarar unsurunun gerçekleşmediği, borçlunun hukuki yararının bulunmadığı söylenemez.
O hâlde; Bölge Adliye Mahkemesince, borçlunun fesih nedeni olarak ileri sürdüğü kıymet takdirine ilişkin itirazı konusunda keşif ve bilirkişi incelemesiyle taşınmazın değerinin tespit edilerek bir karar verilmesi gerekir. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır.”

