Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2022/109 Esas
2023/439 Karar
10/05/2023
“Gerek 2918 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesi gerekse BK’nın 60 ıncı maddesine göre haksız eylemden doğan zararlar için açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında zamanaşımı, zarar görenin “zararı” ve “tazminat yükümlüsünü” öğrendiği günden itibaren işlemeye başlar.
Somut olayda tazminat yükümlüsünün kim olduğu ile ilgili bir tereddüt bulunmamaktadır. Ne var ki aynı belirlilik zararı öğrenme anı için söz konusu değildir. Zira zamanaşımının başlangıcında esas alınan “zararı öğrenme” kavramından ne anlaşılması gerektiği hususu (bilhassa gelişen durumun söz konusu olmadığı hâllerde) uygulamada tartışma konusudur. Bir görüş bedensel zararlarda sürekli iş göremezliğe ilişkin kesin raporun aldığı ve bu suretle gerçek zararın ne olduğu tespit edilip zarar gören tarafından rapor içeriğinin öğrenilmesi ile zamanaşımı süresinin işlemeye başlayacağı yönündeyken, diğer bir görüş tazminat davalarında haksız eylemin aynı zamanda suç teşkil etmesi hâlinde kanun koyucunun bu eylemi ceza kanunlarında tabi kıldığı zamanaşımı süresi içerisinde tazminat isteminde bulunulması gerektiği, ceza zamanaşımının ise suç tarihinden başladığı, bu hâlde bedensel zarardan kaynaklanan hukuk davaları yönünden ceza hukukunda öngörülen zamanaşımı süresinin tazminat istemine konu olay tarihinden itibaren hesaplanması gerektiği yönündedir.
Bu açıklamalar ışığında Mahkeme ve Özel Daire arasındaki uyuşmazlık incelendiğinde; avukatın vekâlet görevinin ve mesleğinin mahiyeti gereği vekâleten yürüttüğü takip ve işler yönünden müvekkiline karşı en hafif kusurundan dahi sorumlu olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Ne var ki özen borcunun yerine getirilip getirilmediği yönündeki bir değerlendirmede vekilin edim sonucundan değil, edim fiilinden sorumlu olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Vekilin üstlendiği işi görürken gerekli özeni göstermesi gerekli ve yeterli olup sonucun vekâlet verenin istediği gibi olmaması vekâlet sözleşmesine aykırılık teşkil etmez. Dava konusu uyuşmazlıkta da davalı avukat iş göremezlik oranı ile ilgili kesin tespiti içeren Adli Tıp Kurumu raporundan sonra maddi tazminat talebini ıslah etmiştir. Ne var ki zararın öğrenilmesi anı ile ilgili olarak yukarıda değinilen farklı değerlendirmelerin varlığı, mahkemenin uzamış zamanaşımı süresini olay anından başlatan değerlendirmesi ve bu değerlendirmenin Özel Daire kararıyla yerinde görülmesi sonucu talep reddedilmiştir. Bu hâlde avukatın özen borcuna aykırı eyleminden ve bu eylem ile doğduğu iddia olunan zarar arasında illiyet bağının bulunduğundan bahsedilemez. Aksi yöndeki bir kabul hukuki değerlendirmedeki bu yorum farklılığının olumsuz neticelerinin avukata yüklenmesi sonucunu doğuracaktır.”

