Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2020/725 Esas
2022/943 Karar
15/06/2022
“Bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak düzelterek veya yeniden esas hakkında hüküm vermesi ve bu hükmün de Yargıtay tarafından bozulması ile ilk derece mahkemesi kararı hayatiyetini kaybetmiş olur. Bu durumda hüküm mahkemesi sıfatıyla ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeniden esas hakkında hüküm tesis eden bölge adliye mahkemesi, vermiş olduğu bu kararın temyizen incelenerek bozulması sonrasında HMK’nın 373/2 maddesi gereğince bozma kararına uyma yahut direnme kararını verme yükümlülüğü altındadır. Dolayısıyla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm tesis eden bölge adliye mahkemesinin bozulan kararı sonrasında dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi mümkün olmadığı gibi dosyanın gönderildiği ilk derece mahkemesince, bozma kararına ilişkin olarak uyma yahut direnme kararı verilemez. Zira böyle bir durumda bozma kararına uyma yahut direnme kararını verme yetki ve yükümlülüğü bölge adliye mahkemesine aittir. Hüküm mahkemesi sıfatıyla esas hakkında verdiği karara ilişkin bozma ilamına uyan yahut direnen bölge adliye mahkemesinin hüküm mahkemesi sıfatı devam ettiğinden uyuşmazlığı sona erdirecek, infaza elverişli bir karar vermesi gerekir.
Yapılan açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde; ilk derece mahkemesince verilen 07.12.2017 tarihli karara karşı davalı tarafça yapılan istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, maddi hata kapsamında ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verildiği, bu kararın davalı vekilince temyizi üzerine Özel Dairece, yukarıda yazılı gerekçeyle kararın bozularak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesini müteakip ilk derece mahkemesince direnme kararı verildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar Özel Dairece, bölge adliye mahkemesince esastan verilen hükme ilişkin olarak verilen bozma kararıyla dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ise de; HMK’nın 373/2. maddesi gereğince bölge adliye mahkemesinin maddi hata kapsamında düzelterek yeninden esas hakkında verdiği kararın Yargıtay tarafından bozulması hâlinde dosyanın, kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesi zorunludur. Öte yandan bölge adliye mahkemesinin bu kararının Özel Daire tarafından bozulması sonrasında dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmiş olması, bölge adliye mahkemesinin HMK’nın 373/3. maddesi kapsamında bozma kararına karşı direnme kararı verme yetkisini ortadan kaldırmayacağı gibi bu yetkinin ilk derece mahkemesine verilmesi sonucunu da doğurmaz.
Bu itibarla ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak maddi hata kapsamında bölge adliye mahkemesince yeniden tesis edilen hükmün bozulması sonrasında bozma kararına karşı ancak bölge adliye mahkemesince direnme kararı verilebileceğinden eldeki uyuşmazlık kapsamında ilk derece mahkemesince, direnme adı altında verilen kararın usul hükümlerine uygun bir direnme kararı olduğu söylenemez. Neticeten bozma kararı sonrasında dosyanın HMK’nın 373/2. maddesine aykırı olarak ilk derece mahkemesine gönderilmesi üzerine ilk derece mahkemesince, bozma kararı hakkında HMK’nın 373/3. maddesi çerçevesinde bir karar vermek üzere dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesi gerekirken, anılan kanun hükmüne aykırı şekilde direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Hâl böyle olunca; yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle usule uygun olmayan direnme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.”

