Yargıtay 8.Hukuk Dairesi
2016/4688 Esas
2019/683 Karar
22/01/2019
“6100 sayılı HMK’nin 150/1 maddesinde, ”Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir” düzenlemesi getirilmiş olup, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, “Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez” hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda ifade edilen usul hükümlerinden anlaşılacağı üzere, tarafların duruşmalarda hazır olmaları halinde bir sonraki duruşma günü ve saati taraflara tefhim edilmek suretiyle bildirilir. Taraflardan biri veya vekili mazereti nedeniyle belirtilen gün ve saatte duruşmaya gelmemiş, mazeret dilekçesi göndermiş, mahkemece de bildirilen mazeret kabul edilmiş ise, mazeret bildiren tarafa tensip edilecek duruşma gününün davetiye ile bildirilmesi gerekir. Gelmeyen tarafın mahkeme gününü kalemden ya da UYAP tan öğrenmesi şeklinde karar verilemez. Zira duruşma gününün gelmeyen tarafa davetiye ile bildirilmesinde yasal zorunluluk bulunmaktadır. Yasada bulunmayan bir kurala dayanılarak duruşma gününün kalemden öğrenilmesi veya UYAP sistemi üzerinden öğrenmesi taraflardan istenemez.
Somut olayda, dosya yenilendikten sonra davacı vekilinin 24.10.2015 tarihli duruşmaya katılamayacağı yönünde mazeret bildirdiği, Mahkemece mazaret kabul edilerek duruşma gününün “UYAP’tan öğrenilmiş sayılmalarına” karar verildiği ve duruşmanın 09.12.2015 tarihine ertelendiği, davacı tarafın 09.12.2015 tarihli duruşmaya katılmaması üzerine, davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Anlatılanlar ışığında Mahkemece, mazeretinin kabulüne karar verildiği ilgili celse zaptının, davacı vekiline gerekirse dosyadaki gider avansından karşılanmak suretiyle tebliği gerekirken, usul hukukumuzda düzenlemesi olmayan ve davacının savunma hakkını kısıtlar şekilde ”UYAP’tan öğrenmesine” şeklinde ara karar tesis edilmesi ve neticeten davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.”

