Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2019/178 Esas
2022/738 Karar
26/05/2022
“Somut olayda, dava tamamen ıslah edilip, tenkis davasına dönüştürüldüğüne göre tenkis davası üzerinde kısaca durulması gerekir. Türk Medeni Kanunu’nun 560 ve devamı maddelerinde düzenleme alanı bulan tenkis (indirim) davası miras bırakanın saklı payları aşarak ölüme bağlı veya sağlar arası yaptığı karşılıksız kazandırmaların yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili ve yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. TMK’nın 560. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler” hükmü uyarınca tenkis davasının konusunu; miras bırakanın saklı paylı mirasçıların paylarını ihlal eden ölüme bağlı ya da sağlararası kazandırmaları oluşturur.
Bu dava ile miras bırakanın yaptığı tasarrufların iptali değil, değiştirilmesi, tasarruf edilebilir sınıra çekilmesi amaçlanmıştır. Sağlararası veya ölüme bağlı bir tasarruf ile saklı pay sahibi mirasçının saklı payına el atıldığı takdirde, yapılan o tasarruf, tenkis davası yoluyla saklı paylı mirasçının saklı payı temin edilinceye kadar indirime tabi tutulur. Ayrıca tenkis davasının açılabileceği belli süreler vardır. TMK’nın 571. maddesinin 1. fıkrasına göre “Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer”. Bu madde “Hak düşürücü süreler” başlığı altında düzenlendiğinden bahsi geçen bir ve on yıllık sürelerin hak düşürücü nitelikte olduğu tartışmasızdır. Ancak bu sürelerin işlemeye başlaması için öncelikli koşul murisin ölmesidir. Muris hayatta olduğu sürece tenkis davası açılamayacağı gibi hiçbir süre de işlemeye başlamayacaktır.
Anılan hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.05.2021 tarihli ve 2017/1-1827 E., 2021/625 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacılar 14.10.2013 tarihinde vasiyetnamenin iptali davasını açmışlar, davacılardan … vekili 02.07.2015 tarihli ıslah dilekçesiyle davasını tamamen ıslah ederek açmış olduğu davayı tenkis davasına dönüştürdüğünü belirtmiştir. Bu durumda tenkis davasının, iptal davasının açıldığı 14.10.2013 tarihinde, hak düşürücü süre geçirilmeden açıldığının kabulü gerekir. Hâl böyle olunca; Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Diğer taraftan, dava tarihi 14.10.2013 olduğu hâlde direnme kararının başlık kısmında 27.09.2017 olarak hatalı yazılmış ise de bu durum mahallinde düzeltilebilir maddi hata niteliğinde olduğundan ayrıca bozma nedeni yapılmamıştır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.”

