Yargıtay 6.Hukuk Dairesi
2022/2118 Esas
2022/5031 Karar
31/10/2022
“Konkordato, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için başvurabileceği kendine özgü bir cebri icra kurumudur. Konkordatoda amaç, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen, mali durumu bozulmuş olan ve borçlarını ödeyip faaliyetlerini devam ettirmek isteyen dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların, borçlunun muhtemel bir iflasına nazaran, daha fazla ölçüde alacaklarına kavuşma olanağı yaratmaktır. Konkordato ile alacaklılar, alacaklarının bir kısmından vazgeçerler ve/veya borçluya, ödeme konusunda belirli bir vade tanırlar. Bu durumdaki bir borçlunun iflas etmesi, faaliyetlerinin tümüyle sona ermesine ve alacaklıların alacaklarını büyük oranda tahsil edememelerine neden olur. İçinde bulunduğu mali koşullara göre borçluya borçlarını belirli bir oran veya vadeyle ödeme imkanı verilmesi hem borçlu bakımından ve hem de alacaklılar bakımından olumlu sonuçlar doğurur. Alacaklılar arasında eşitlik esasına dayalı bir ödeme sağlanır ve borçlu iktisadi faaliyetlerine devam eder. Böylece borçlu, piyasadaki varlığını sürdürürken, piyasadaki istikrar ve istihdam imkanları da korunmuş olur.
Konkordato vade verilmesi, tenzilat yapılması ve bu ikisinin birlikte istendiği karma konkordato şeklinde olabilir. Borçlu bu seçenekleri değerlendirirken alacaklılar arasındaki eşitliği ya da en azından denkliği sağlayacak ve onların kabul oyunu alacak uygun bir kombinasyona ulaşmaya çalışacaktır. Somut olayda projede geçen ve alacaklılar tarafından toplantıda oylanarak, İİK. 302. maddesindeki koşulları da sağlayarak kabul edilen ‘adi alacaklıların anapara kısmı hariç, faiz ve diğer bütün fer’ilerinden feragat etmiş sayılmalarına’ durumu bir tenzilat konkordatosu örneğidir. Bu halde eşitlik ilkesine aykırı bir durum söz konusu değildir. Bölge Adliye Mahkemesinin bu konudaki gerekçesi hatalıdır. Ayrıca davacı şirket faaliyetlerine devam etmekte, gerek adi ve gerekse rehinli alacaklı ile anlaşma sağlanmıştır. Şu hale göre konkordato talebinin reddini gerektirecek bir durum söz konusu değildir. Bu açıklamalar doğrultusunda isabetli bulunmayan tespitlere dayalı olarak, bölge adliye mahkemesince davacının konkordato talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.”

