Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
2023/1236 Esas
2024/4586 Karar
03/06/2024
“6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107 nci maddesinin 1 inci fıkrasına göre, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde alacaklının, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değer belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilmesi mümkündür. Davacı, dava dilekçesiyle davasını belirsiz alacak davası olarak açtığını belirtmişse de davacı taşınmazlarında bulunan elma bahçelerinde meydana gelen don hasarının dava öncesinde mahkemece 2019/35 Değişik iş dosyası ile tespit edildiği, hasarın 180.181.98 TL olarak belirlendiği görülmektedir. Bu nedenle alacak belirli bulunduğundan, davanın belirsiz alacak davası olarak açılması mümkün değildir. Ancak davanın fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açılmış olması, dava dilekçesinden, davacının belirli olan alacağının bir kısmını dava ettiğinin açıkça anlaşılması, davacı yanca yapılan ıslahla davanın tam dava haline getirilip harcının da ikmal edilmesi hususları hep bir arada gözetildiğinde davanın kısmi dava olarak açıldığının ve akabinde ıslahla tam davaya dönüştürüldüğünün kabulü gerekir. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi, 25.04.2022 tarih, 2021/6122 Esas, 2022/3370 Karar)”
Davacı dava dilekçesiyle 100 TL değer göstermek suretiyle zararın tazmini için belirsiz alacak davası açmış, akabinde 31.08.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle müddeabihi 122.481,88 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı vekili, ıslah dilekçesinin kendisine tebliği üzerine, ıslahla artırılan tutar bakımından süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunmuş olup, mahkemece bu talep hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemiştir. Bölge Adliye Mahkemesince davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, belirsiz alacak olarak açılan davalarda dava açıldıktan sonra yargılama esnasında arttırılan alacak miktarları bakımından zaman aşımı sürelerinin işlemeyeceği gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere huzurdaki dava kısmi dava olup, bu nedenle zamanaşımı sadece dava dilekçesiyle talep edilen tutar bakımından kesilecek, dava dilekçesinde talep edilmeyen alacak bakımından ise işlemeye devam edecektir.
Somut olayda, zararın 23.04.2019 tarihinde meydana geldiği, davanın 18.02.2021 tarihinde açıldığı, davanın kısmi dava olduğu, ıslahın ise 31.08.2022 tarihinde yapıldığı gözetildiğinde ıslahla arttırılan miktar bakımından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1420 nci maddesinde belirtilen zamanaşımı süresinin değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın belirsiz alacak davası olduğu, zamanaşımının arttırılan miktar bakımından işlemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.”

