Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
2023/218 Esas
2024/2156 Karar
13/06/2024
“Mahkemece; talep konusu niteliği itibariyle bölünebilir olup, davacının sadece bir kısmını talep etmesi mümkün olduğundan, davanın HMK’nın 109. maddesinde ifade edilen kısmi dava olarak nitelendirilmesi gerekmektedir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 10.07.2013 gün 2012/6728 Esas, 2013/4521 Karar sayılı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.03.2016 gün 2014/15 Karar, 2014/439 Esas, 2016/207 Karar sayılı ilamları). Davacının 17.11.2020 tarihli bedel artırım dilekçesinin ıslah dilekçesi olarak değerlendirilmesi de, taleple bağlılık ilkelerine aykırılık teşkil edecektir.
Diğer yandan, sözleşmeler uyarınca davacıya iş karşılığı devri gereken bağımsız bölümler, davalı iş sahibi tarafından dava dışı üçüncü kişilere devredilmiş olup, davalı bahsi geçen işlemlerin davacının talimatı ile yapıldığını savunmuştur. Yazılı belge niteliğinde olan resmi senedin aksinin kanıtlanabilmesi için devralan dava dışı üçüncü kişilerin beyanlarının tespiti dahil bu hususa ilişkin bilgi, belge, fatura vs. davalı delilleri getirtilerek incelenmelidir.
Kaldı ki somut olayda, “iş karşılığı olan daire bedelleri” açıklamalı 03.11.2015 tarihli tediye makbuzu söz konusu olup, davacı yanca yapılan imza inkarı da dikkate alınarak, makbuzdaki imzanın davacı eli ürünü olup olmadığının tespiti ile davacıya ait olduğunun anlaşılması halinde, devralan üçüncü kişilerin davacı adına hareket ettiklerinin kabulü gerekirken, eksik inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.”

