Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2018/672 Esas
2022/588 Karar
21/04/2022
“ Somut olayda, borçlu vekilinin haczedilen taşınmazların İcra ve İflas Kanunu, Belediye Kanunu, 5403 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat gereği haczedilemeyeceğini ileri sürerek anılan taşınmazlar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasını talep ettiği, icra mahkemesince borçlu belediyenin yedi günlük şikâyet süresi içinde şikâyette bulunmadığı gerekçesi ile şikâyetin süreden reddine karar verildiği, borçlu vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra borçlu vekilinin haczedilen taşınmazların İcra ve İflas Kanunu, Belediye Kanunu, 5403 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat gereği haczedilemeyeceği yönünde de şikâyeti bulunduğu, mahkemece bu şikâyet hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği gerekçesiyle kararın bozulduğu anlaşılmaktadır.
Belediyenin kamu hizmetine tahsis edilmiş olan mallarına ilişkin haczedilmezlik şikâyeti kamu düzenine ilişkin olduğundan süresiz şikâyete tabi olup, mahkemece borçlu vekilinin haczedilen taşınmazların İcra ve İflas Kanunu, Belediye Kanunu, 5403 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat gereği haczedilemeyeceği şikâyetinin esasının incelenmesi gerekir.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, borçlu vekiline İİK’nın 103 maddesine göre çıkarılan davetiyenin 05.03.2015 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin muhabere aracılığıyla Kayseri İcra (Hukuk) Mahkemesine gönderilmek üzere Çayıralan İcra (Hukuk) Mahkemesinde 11.03.2015 tarihinde haczedilmezlik şikâyetinde bulunduğu, buna göre borçlu vekilinin icra mahkemesine başvurusu yedi günlük sürede olduğundan şikâyetin süreden reddi isabetsiz olup mahkemece işin esasının incelenmesi ve direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulması gerektiği görüşü ile mahkemenin şikâyetin süreden reddi kararı isabetli olmadığından işin esasına girilerek karar verilmesi yönünde bozulması gerekirken, HMK’nın 297/2. maddesinden söz edilerek haczedilmezlik şikâyeti hakkında mahkemece olumlu veya olumsuz karar verilmediği bu konuda bir değerlendirme yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile bozma kararı verilmesinin dosya kapsamına uygun düşmediği, bu nedenle haczedilmezlik şikâyeti konusunda bir inceleme yapılmadan süreden ret kararı verilmesi nedeniyle şikâyetin süreye tabi olmadığından bahisle işin esasına girilerek karar verilmesi ilavesi yapılarak direnme kararının bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenler ve yukarıda açıklanan ilave gerekçe ile direnme kararının bozulması gerekir.”

