Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2019/550 Esas
2022/576 Karar
19/04/2022
“Somut olaya bakıldığında; taraflar arasında 01.01.2009 başlangıç tarihli ve iki yıllık kira sözleşmesi düzenlendiği, davalı kiracının kiralananı boşaltmak ve sözleşmeyi sona erdirmek amacıyla anahtarın teslim alınması yönünde davacıya gönderdiğini iddia ettiği ihtara rağmen teslime yanaşılmadığından bahisle 07.12.2009 tarihinde Gebze 1. Sulh Hukuk Mahkemesine başvurarak tevdi mahalli kararı aldığı, anahtarı bu karar doğrultusunda teslim ettiği, kararın 10.12.2009 tarihinde davacıya tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Kira sözleşmesinin hususi şartlar bölümünün 8. maddesinde “Kiracı kiralananı boşaltmak istediği takdirde en az bir ay evvelinden mal sahibine ulaşacak şekilde bildirmeyi taahhüt eder” hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm taraflar açısından bağlayıcıdır. Dava konusu taşınmaz kira süresi dolmadan davalı tarafından erken tahliye edildiğine göre, kural olarak davalı kiracı, tahliye tarihi ile kiralananın aynı koşullarla yeniden kiraya verilebileceği makul süre için kira bedellerinden sorumludur. Ancak taraflar, kira sözleşmesinin 8. maddesinde bir aylık feshi ihbar süresi belirleyerek bu süreyi (yani makul süreyi) bir ay olarak kararlaştırmışlardır. Bu durumda mahkemece bir aylık feshi ihbar süresi kadar kira bedelinin tahsiline karar verilmesi gerekmektedir. Taşınmazın 10.12.2009 tarihi itibariyle tahliye edilmiş sayıldığı konusunda Mahkeme ile Özel Daire arasında ihtilâf bulunmadığına göre davacının ancak bu tarihten itibaren bir aylık feshi ihbar süresine ilişkin kira bedelini talep edebileceği kabul edilmelidir. Nitekim Özel Dairece de aynı yöne işaret edilmiştir. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire kararına uymak gerekirken direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.”

