Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
2024/1699 Esas
2024/2362 Karar
18/09/2024
“Yerleşik uygulamada da bu sebeple ödeme emrine itiraz 7201 sayılı Kanun’un düzenlediği şekilde alacaklı veya vekiline tebliğ edilmemişse, sair suretlerle itirazdan haberdar olunduğu ileri sürülse dahi hak düşürücü sürenin başlamayacağı kabul edilmektedir (Hukuk Genel Kurulu’nun 21.10.2015 tarihli, 2013/19-2415 E., 2015/2335 K. sayılı kararı).
Ne var ki, bu yönde tebligat kendisine yapılmamış olsa bile, alacaklı ödeme emrine itirazın hükümden düşürülmesi için öngörülen kanuni yollara başvurabilir ve bu hâlde salt ödeme emrine itiraz alacaklıya henüz tebliğ edilmediği gerekçesiyle erken dava açıldığından bahsedilemeyeceği açıktır. Alacaklı, bu şekilde itirazın iptali yönünde Mahkemeye başvurduğunda, başka bir anlatımla, ödeme emrine itirazın tüm hukuki anlam ve sonuçlarına vakıf olduğunu ve hükümden düşürülmesi gerektiğini Mahkemeye verdiği dava dilekçesiyle bildirdiğinde, tebliğ ile aranan öğrenme ve belgelendirme unsurları aynı anda tümüyle gerçekleşmiş olacağından, itirazın iptali dilekçesinin verilmesi ödeme emrine itirazın tebliği hükmünde sayılmalı ve hak düşürücü sürenin de bu tarihten itibaren işleyeceği kabul edilmelidir.
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davacı alacaklının, borçlular asıl dosya davalısı kiracı şirket ile birleşen dosya davalısı müteselsil kefil aleyhinde ödenmeyen kira alacaklarının tahsili talebiyle 16.02.2015 tarihinde takip başlattığı, borçlu kefil Halil’in, diğer borçlu kiracı şirketin yetkilisi olduğu, borçluların 12.03.2015 tarihli tek dilekçeyle ayrı ayrı borca itiraz ederek, aynı itiraz dilekçesini ayrı ayrı imzaladıkları anlaşılmaktadır.
Her ne kadar dosya kapsamında 12.03.2015 tarihli itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğine dair evraka rastlanılamamış ise de, davacı alacaklının 12.06.2015 tarihinde açtığı asıl davada; aynı takip ve aynı itiraz dilekçesine dayanıldığı ve sadece borçlu kiracı şirket hakkındaki itirazın iptalini talep ettiği dikkate alındığında, bu haliyle borçlu Halil’in itirazının en geç bu tarihte davacı tarafça öğrenildiğinin kabulü gerekir.
Hal böyle olunca, Mahkemece; bir yıllık dava açma süresi geçtikten sonra 08.08.2019 tarihinde açılan birleşen davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile işin esası hakkında karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.“

