Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2018/1015 Esas
2022/146 Karar
17/02/2022
“Dosyanın işlemden kaldırılması hâlinde, üç ay içerisinde yenilenmeyen davalar sürenin dolduğu gün itibariyle açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır. İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava en çok iki defa takipsiz bırakılabilir. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır [(HMK m. 150/5-6), Budak, Ali Cem/ Karaaslan Varol, Medenî Usul Hukuku, 5. bası, İstanbul 2021, s. 244].
Davanın açılmamış sayılması kararı ile açılmasıyla meydana gelen sonuçlar ortadan kalkar. Davanın açılması ile doğmuş olan derdestlik durumu, açılmamış sayılması kararının kesinleşmesi ile son bulur. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; mahkemenin 2013/281 E. sayılı dosyasında, dava dışı F1 T.A.Ş. tarafından eldeki davada davalı olan …’a karşı kredi kartından kaynaklanan borç nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemiyle dava açılmıştır. Yargılama sırasında 09.04.2014 tarihli temlik sözleşmesi ile F1 T.A.Ş. tarafından eldeki davada davacı olan … Varlık Yönetimi A.Ş.’ye takip konusu alacak temlik edilmiş, mahkemece 12.11.2014 tarihinde davanın takip edilmemesi nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. Dosyanın işlemden kaldırılmasından itibaren üç aylık süre içerisinde yenilenmemesi üzerine 31.03.2015 tarihli karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. … Varlık Yönetim A.Ş. tarafından aynı alacakla ilgili aynı davalıya karşı henüz açılmamış sayılma kararı kesinleşmeden 20.05.2015 tarihinde eldeki dava açılmıştır. Bu tarihte henüz derdestlik durumu ortadan kalkmamıştır.
Her ne kadar mahkemece, 2013/281 E., 2015/315 K. sayılı davada verilen davanın açılmamış sayılmasına yönelik karar kesinleşmeden eldeki davanın açıldığı gerekçesiyle derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiş ise de, derdestliğe konu mahkemenin 2013/281 E., 2015/315 K. sayılı dosyasına ilişkin olarak Hukuk Genel Kuruluna gönderilen 17.06.2020 havale tarihli yazı ile davacı vekilince anılan dosyanın kesinleştirme işleminin yapılmasının talep edildiği, Hukuk Genel Kurulunca dosyanın mahkemesine iadesi üzerine mahkemece, davanın açılmamış sayılmasına yönelik kararın taraf vekillerine 22.04.2019 tarihinde tebliğ edildiği, kararın temyiz edilmeksizin 08.05.2019 tarihinde kesinleştiğine dair kesinleşme şerhi düzenlendikten sonra dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemenin 2013/281 E., 2015/315 K. sayılı davanın açılmamış sayılmasına dair kararının kesinleştiği ve eldeki davanın derdest olmaktan çıktığı anlaşılmaktadır. Derdestlik dava şartının sonradan tamamlandığı dikkate alındığında mahkemece derdestlik nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen karar yerinde değildir.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, eldeki davanın mahkemenin 2013/281 E., 2015/315 K. sayılı açılmamış sayılmasına dair kararının kesinleşmesinden önce açıldığı, açılmamış sayılmasına dair kararın derdestliğe konu olmaması için kesinleşmesi gerektiği, ancak aynı davanın daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte (derdest) olmaması yönündeki olumsuz dava şartının sonradan tamamlanabileceği, eldeki dava dosyası Hukuk Genel Kurulunda bulunduğu sırada yapılan kesinleştirme işleminin Hukuk Genel Kurulunca değerlendirilemeyeceği, bu durumda mahkemece davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararın kesinleşip kesinleşmediği üzerinde durulup, kesinleşmemişse kesinleşmesinin sağlanması için taraflara süre verilip sonucunun beklenmesi gerektiği, direnme kararının Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenler yanında bu genişletilmiş gerekçe ve nedenlerle bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
Hâl böyle olunca; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan ve yukarıda gösterilen ilâve nedenlerle, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Diğer taraftan; her ne kadar mahkemece direnmeye ilişkin gerekçeli karar başlığında dava tarihi 20.05.2015 yerine 21.09.2017 olarak yazılmış ise de bu yanlışlık mahallinde düzeltilebilir maddi hata niteliğinde olduğundan ayrıca bozma nedeni yapılmamıştır. Bu nedenle direnme kararı yukarıda belirtilen ilave gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulmalıdır.”

