Yargıtay 7.Hukuk Dairesi
2024/2557 Esas
2024/3759 Karar
11/09/2024
“Muris tarafından okunmaksızın ve imzalanmaksızın resmi vasiyetname hazırlanmasına ilişkin usul ve ilkeler 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 535 inci maddesinde düzenlenmiştir. Düzenlemenin tanıkların beyanına ilişkin ikinci fıkrasında yer alan “hem mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını” ibaresinin hangi anlama geldiği ile vasiyetname metninde bu ibarenin aynı ifadelerle belirtilmemiş olmasının şekli açıdan eksiklik oluşturup oluşturmadığı, mirasbırakanın arzularını notere açıkladığı ve vasiyetnamenin birinci kısmı olarak nitelendirilen bölüme, tanıkların katılma zorunluluğu bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Okuma yazma bilmeyen muris tarafından arzularını içeren yazılı metnin vasiyetnameye aktarılması suretiyle de vasiyet tanzimi mümkündür. Bu durumda, tanıkların murisin arzularını açıkladığı ilk safhaya katılmasının zorunlu olduğunu söyleme imkanı bulunmamaktadır. Aynı sonuca 743 sayılı Türk Kanuni Medenisi dikkate alındığında da varıldığı görülecektir. Mülga Kanun’un 482 nci maddesinin ikinci fıkrası TMK’nın 535 inci maddeye nazaran daha anlaşılır niteliktedir. Madde gerekçesinde bahse konu ikinci fıkra yönünden hükümde değişiklik yapılmadığı sadece metnin arılaştırıldığı ifade edilmiştir. Tüm bu değerlendirmeler göstermektedir ki vasiyet tanıklarının murisin iradesini açıkladığı birinci safhaya katılması zorunlu değildir. Bu durumda “hem mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını” ibaresindeki beyandan anlaşılması gereken, noter tarafından vasiyetname mirasbırakana okunduktan sonra onun vasiyetnamenin son arzularını içerdiğine dair tek cümleden oluşan beyanıdır. Bu noktada ise işlemde birlik kuralı dikkat çekmektedir. Bu kurala uygun şekilde düzenlenen vasiyetnamelerde beyanın muris tarafından tanıklar önünde yapıldığı beyanlardan anlaşıldığı takdirde bahsi geçen ibarenin eksikliği vasiyetnameyi şekli anlamda kusurlu kılmayacaktır; yani bire bir ifade edilmeyişi iptal nedeni olarak kabul edilmeyecektir. Bu durum mirasbırakanın iradesinin ayakta tutulmasına yönelik favor testamenti ilkesinin de bir gereğidir.
Somut olayda dava konusu vasiyetname incelendiğinde; vasiyetnamenin tanıklar önünde murise okunduğu, muris tarafından yine tanıklar önünde vasiyetnamenin son ve gerçek isteklerini kapsadığının beyan edildiği, bu merasimin aynı şekilde tanık beyanlarında da ifade edilerek imzalandığı görülmektedir. Murisin tanıklar önünde beyanda bulunduğu vasiyetname içeriği itibariyle anlaşıldığından bu husus iptal sebebi olarak kabul edilmemelidir. O halde mahkemece yapılacak iş, dava dilekçesinde ileri sürülen diğer iptal nedenlerinin incelenmesi ile ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.”

