Yargıtay 7.Hukuk Dairesi
2021/4216 Esas
2022/2603 Karar
06/04/2022
“Somut olaya gelince; davacı banka, davalı aleyhine kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yoluyla takip başlatmış, takip nedeniyle borçlu … adına kayıtlı 4/8 paya haciz konulmuş ve satış işlemlerine esas olmak üzere icra dosyasında kıymet takdiri yapılmıştır. 24.05.2013 tarihli kıymet takdir raporunda, taşınmaz üzerinde bulunan bir adet tek katlı ev, yazıhane binası, mermer işletme binası ve üç adet dükkanın davalı borçlu …’a ait olduğu ancak tapuda kayıtlı olmadıkları tespit edilmiştir.
Antalya 5. İcra Müdürlüğü 2012/156 Esas sayılı dosyasında alacaklıya “muhdesatların aidiyetinin tespiti” davası açılmak üzere yetki belgesi vermiş alacaklı vekilince bu yetki belgesine dayanılarak eldeki dava açılmıştır. Muhdesatın aidiyeti istemli davalar, tespit davası mahiyetinde olduğundan tapu kayıt maliki dışında üçüncü kişi konumunda olan alacaklı davacının dava açmasında hukuki yararının bulunması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114. maddesi uyarınca dava şartlarındandır. Somut olaya gelince; dava konusu 28292 ada 10 parsel sayılı taşınmazda davalı borçlu …, … ile 1/2’şer paylı malik olup alacaklının 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 121. maddesi uyarınca borçluya ait hisse hakkında ortaklığın giderilmesi davası açmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.
Yukarıda belirtildiği üzere ortaklığın giderilmesi davası açmasında hukuki yararı olmayan davacının evleviyetle muhdesatın aidiyetinin tespitini istemesinde de hukuki yararının bulunduğu kabul edilemez. Bu haliyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.”

