Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2024/449 Esas
2024/475 Karar
25/09/2024
“6100 sayılı Kanun’a göre istinaf ve temyiz olağan kanun yolu, yargılamanın yenilenmesi ve kanun yararına temyiz ise olağanüstü kanun yolu olarak düzenlenmiş; karar düzeltme müessesesine yer verilmemiştir. Dolayısıyla yürürlükteki mevzuata göre kesinleşmiş olan mahkeme kararının maddi hata denetimi adı altında yeniden delil değerlendirilmesi yapılarak hükmün esasını değiştirecek şekilde kanun yolu denetimi öngörülmemiştir. Maddi hata (hukuki yanılma), maddi veya hukuki bir olayın olup olmadığında veya koşul veya niteliklerinde yanılmayı ifade eder (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt 1, Ankara, 2021, s. 746).
Bir mahkeme kararına karşı başvurulabilecek kanun yolunun hiç olmaması veya mevcut olan kanun yollarının tüketilmesi ya da süresinde kanun yollarına başvurulmaması hâllerinde şekli anlamda kesinlik gerçekleşir. İstisnaen olağanüstü kanun yoluna başvurma mümkün ise bu yollarla şekli anlamda kesin hükmü sona erdirmek mümkündür.
6100 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince maddi hata düzeltim yoluyla ancak “yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar” düzeltilebilir. Maddi hata düzeltim yoluyla ancak mahkeme hükmünde yer alan maddi hatalarla sınırlı bir düzeltme yapılabilir. Burada belirtilen maddi hata kavramından amaç; hukuksal değerlendirme ve denetim dışında, tamamen maddi olgulara yönelik, ilk bakışta yanılgı olduğu açık ve belirgin olup her nasılsa inceleme sırasında gözden kaçmış ve bu tür bir yanlışlığın sürdürülmesinin kamu düzeni ve vicdanı yönünden savunulmasının mümkün bulunmadığı, yargılamanın sonucunu büyük ölçüde etkileyen ve çoğu kez tersine çeviren ve düzeltilmesinin zorunlu olduğu açık yanılgılardır. Dolayısıyla maddi hata yoluyla hükmün ortadan kaldırılması ve uyuşmazlığın esasını tekrar karara bağlayacak şekilde yeniden yargılama yapılması mümkün değildir.
Hemen belirtilmelidir ki Yargıtayın kararında (onama/bozma) hukuki yönden bir değerlendirme yapılmış ve deliller belirli bir doğrultuda değerlendirilerek bir karar verilmiş ise, kararı veren Daire hukuki görüş değiştirse veya delil değerlendirmesinin yanlış olduğunu sonradan benimsese dahi burada maddi hatadan söz edilemeyecektir. Maddi hatanın söz konusu olabilmesi için Yargıtayca verilen kararın (onama/bozma) hukuki değerlendirme veya delil takdiri dışında tamamen maddi olgulara yönelik olarak ilk bakışta açık ve belirgin olarak anlaşılabilmesi, ayrıca bu hatanın yargılamanın sonucunu büyük ölçüde etkileyen yanlışlıklar içermesi gerekmektedir. Bu durumda karşı taraf lehine usule ilişkin kazanılmış hak doğmayacak, bu tür açık hatalarda maddi gerçek gözardı edilemeyecek ve karara müdahale edilebilecektir.
Bu yönüyle şeklî anlamda kesinleşen kararla ilgili yeniden delil değerlendirmesi yapılarak maddi hata denetimi adı altında davanın tekrar kanun yolu denetimine tabi tutulması ve bu suretle şekli anlamda kesinleşen kararın ortadan kaldırılması mümkün değildir. Bu durumun aksine hareket edilmesi kesin hükmün otoritesini ortadan kaldıran ve kanunda olmayan bir yasa yolunun ihdası anlamına gelmektedir.
Somut olayda davalı … vekilinin maddi hata düzeltim dilekçesi ile incelemesini talep ettiği kararla ilgili olarak Hukuk Genel Kurulunca iddia, savunma, dosyadaki deliller ve özellikle maddi hatanın düzeltilmesi istemli dilekçede belirtilen hususların tamamı incelenip tartışıldığı gibi maddi hata olduğu ileri sürülen nedenlerin hukuki değerlendirme ve nitelendirmeye ilişkin olduğu açıktır. Tüm bu hususlar gözetildiğinde kararda düzeltilmesi zorunlu herhangi bir maddi hata bulunmamaktadır. Hâl böyle olunca davalı … vekilinin maddi hata talebinin reddine karar verilmelidir.”

