Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2024/419 Esas
2024/414 Karar
12/09/2024
“Yargılamanın iadesi sebepleri, 6100 sayılı Kanun’un 375 inci maddesinde (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun md. 445) sınırlı olarak sayılmıştır. Bunun dışındaki bir sebepten dolayı, yargılamanın iadesi yoluna gidilemez. Bir başka anlatımla, maddede sayılan yargılamanın iadesi sebepleri kıyas yolu ile genişletilemez (Kuru, s. 5171).
Yargılama sırasında aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması yargılamanın yenilenmesi sebebidir. Yeni bir belgenin ele geçirilmiş olmasının yargılamanın yenilenmesi sebebi teşkil edebilmesi için, belgenin davanın bakıldığı sırada mevcut olması, hükmü etkileyecek nitelikte olması, belgenin hükmün verilmesinden sonra ele geçirilmesi, belgenin yargılama sırasında bir mücbir sebepten veya lehine hüküm verilen tarafın eyleminden dolayı elde edilememiş olması gerekmektedir (Kuru, s. 5176 vd.).
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde, yargılamanın yenilenmesi istenen dosyada, idare tarafından takdir edilip depo edilen kamulaştırma bedelinin hak sahibi davacıya ödenip ödenmediğine dair muhatap bankaya yazılan müzekkereye verilen cevapta ödeme yapıldığı belirtilmiş ise de, ödeme yapıldığına ilişkin ödeme belgeleri yargılamanın iadesine konu 2016/473 Esas, 2019/54 Karar sayılı dosyaya intikal etmemiştir. Ödemeye ilişkin makbuz, dilekçe, yazılan müzekkere ve cevabi yazılar, yargılamanın iadesi talebinden sonra eldeki dosyaya getirtilmiştir. Bu itibarla 6100 sayılı Kanun’un 375/1-ç maddesinde yer alan “yargılama sırasında aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması,” şartı somut uyuşmazlıkta gerçekleşmiştir.
Ayrıca Kapatılan Fatih 3. Asliye Hukuk Mahkemesi kararı sonrası 20.04.1989 tarihli imzalı dilekçesi ile hesabında para olduğunu öğrenen, sonrasında vergi borçları dışında kalan tutarın kendisine ve halasının kızına ödendiğini bilen … ile yargılamanın iadesine konu 2016/473 Esas sayılı davada Merkez Bankasına yazdığı dilekçeler ile kamulaştırma bedelinin ödendiğini öğrenen … vekilinin, 6100 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesi uyarınca dürüst davranma ilkesine uymadıkları gibi 375/1-h maddeleri uyarınca hileli davranış içinde oldukları kanaatine varılmıştır. Zira hileli davranış olumlu (aktif) bir eylem biçiminde olabileceği gibi, çekinme ve susma gibi olumsuz (pasif) bir şekilde de ortaya çıkabilir.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, bedelin davacıya ödendiğine ilişkin Merkez Bankasının 20.06.2017 tarihli yazı cevabının yargılamanın iadesine konu dosya içerisinde mevcut olduğu, dolayısıyla yargılama sırasında hüküm verilen tarafın da elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olmasının söz konusu olmadığı, dosyadaki bu belgenin davacı vekili tarafından bilinip hileli davranışlarla saklanması ve karar verilmesine etki etmesinin düşünülemeyeceği, bu nedenle direnme kararının bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
Hâl böyle olunca her ne kadar bölge adliye mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın esastan reddine karar verilmesi gerekmekle; sonucu itibariyle doğru olan direnme kararının açıklanan genişletilmiş gerekçe ile onanmasına karar verilmiştir.”

