Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2023/693 Esas
2024/444 Karar
18/09/2024
“Haciz tutanağında imzası bulunan polis memuru… beyanında; davacının iş yerinde dava dışı borçlulardan birine ait bir belgenin bulunması üzerine haciz işlemlerine başlandığını, bu kapsamda davacı iş yerindeki bir kısım malların haciz tutanağına yazılmaya başlandığını, davacının yazılan malların müşterilere ait olduğunu söyleyip itiraz etmesine rağmen davalı …’un baskı uygulamaya devam ettiğini, davacının müşterilerinin mallarını kurtarmaya yönelik çabaları karşısında davalı … tarafından sıkıştırıldığını, davacının müşterilerinin mallarını kurtarmak amacıyla senetleri imzaladığını, başta imzalamak istemeyip bir defa kalemi bıraktığını ancak sonunda imzaladığını, icra memuru tarafından daha önce hazırlanan iki sayfa haciz tutanağının yine icra memuru tarafından yırtıldığını ve yeni bir haciz tutanağının hazırlandığını, bu tutanağın kendisi tarafından imzalandığını ve haciz işleminin dört saat sürdüğünü belirtmiştir.
Haciz tutanağında imzası bulunan diğer polis memuru … beyanında; davacının iş yerinde dava dışı borçlulardan birine ait bir belgenin bulunması üzerine haciz işlemlerine başlandığını, iş yerindeki eşyaların listesinin haciz tutanağına yazıldığını, hem davacı hem de iş yerindeki bir kısım müşteri tarafından bir kısım malların müşterilere ait olduğu iddiasıyla haciz işlemlerine itiraz edildiğini, ancak davalı …’un ısrarla haciz işlemine devam ettiğini, davacının itibarını kurtarmak için anlaşma yoluna gittiğini, iki sayfa haciz tutanağı hazırlandığını ancak davacının senetleri imzalaması üzerine icra memurunda bu haciz tutanağının yırtıldığını, yeni tutanak hazırlandığını ve kendisinin bu tutanağı imzaladığını, haciz işleminin dört veya beş saat sürdüğünü, alacaklı vekilinin malları kaldıracağını belirtmesi dışında davacıya herhangi bir baskı uygulanmadığını, davacının müşterileri önünden itibarını kurtarma amacıyla kendisine ait olmadığını söylediği borçtan dolayı dava konusu senetleri imzaladığını belirtmiştir.
Buradan hareketle dava konusu protokol ve senetlerin imzalandığı tarihte gerçekleştirilen haciz işlemi sırasında esasen iki ayrı haciz tutanağının düzenlendiği ispatlanmış olup düzenlenen ilk haciz tutanağının icra memuru tarafından dava konusu protokol ve senetlerin davacı tarafından imzalanması sonrasında yırtıldığı, sonrasında dosyada mevcut 29.01.2013 tarihli haciz tutanağının düzenlendiği, bu tutanakta yırtılan tutanakta yapıldığı beyan olunan işlemlere dair herhangi bir açıklamanın yer almadığı açıktır.
“Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince, davacının tacir olup yaptığı işlemlerin anlam ve sonuçlarının idrak edebilecek durumda olduğu, korkutma iddiasının ispat edilemediği belirtilerek hüküm kurulmuş ise de; dava konusu protokol ve senetlerin imzalandığı sırada iş yerinde bulunan ve 29.01.2013 tarihli haciz tutanağında imzaları bulunan polis memurlarının konu ile ilgili başka bir dava dosyasında yer alan beyanlarının kapsamı, davacının iş yerinde gerçekleştirilen haciz işlemi sırasında iş yerindeki malların haczedilmek üzere iki sayfadan ibaret olduğu ve yırtıldığı belirtilen haciz tutanağına yazılmak suretiyle haciz işlemlerinin yapılması, davacı tarafından müşterilerinin olduğunu iddia ettiği malları kurtarma amacıyla dava konusu protokol ile senetlerin imzalanması sonrasında ilk tutanak yırtılıp belirtilen bu süreçle alakalı hiç bir bilgi içermeyen dosya arasındaki 29.01.2013 tarihli haciz tutanağının düzenlenmiş olması karşısında, davacı tarafından davaya konu senetlerin ve 29.01.2013 tarihli protokolün, manevi cebir, icra tehdit ve baskısı altında, müşterileri karşısında itibar kaybına uğrayacağı korkusuyla imzalatıldığı sabit olup bu suretle davacı tarafından ileri sürülen korkutma iddiasının ispatlandığının kabulü gerekir.”

