Yargıtay 3.Hukuk Dairesi
2022/4373 Esas
2022/6217 Karar
27/06/2022
“Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacı tarafından davalı hakkında şikayetçi olunması sonrasında savcılıkça başlatılan soruşturma sürecinde İzmir Kriminal … Labaratuarından alınan 31/08/2006 tarihli ekspertiz raporunda, ‘’inceleme konusu senedin ön yüz sağ alt bölümünde pul üzerine ve açığına gelecek şekilde atılı bulunan iki adet borçlu imzasının, …’ın mukayese imzaları ile aralarında farklılıklar bulunduğu gözlemlenmiş ve anılan borçlu imzalarının mevcut mukayese imzalarına kıyasen … eli mahsulü olmayıp, …’ın hakiki imzaları model alınarak adına atılmış sahte imzalar olduklarının’’ belirtildiği, ceza yargılaması sürecinde Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden alınan 03/12/2014 tarihli raporda ise oy çokluğu ile, “inceleme konusu senette …’a atfen atılı basit tersimli borçlu imzaları ile …’ın basit tersimli mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu senetteki borçlu imzalarının …’ın eli ürünü olduğunun kabulü gerektiği” belirtildiği, çoğunluk görüşüne mahalif kalan bilirkişinin ise “… söz konusu senetteki imzaların …’ın eli ürünü olup olmadığı hususunda ileri bir saptamaya gidilemediğini” bildirdiği anlaşılmaktadır. Ceza mahkemesince sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeterli kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden eylemin sabit olmamasından bahisle verilen beraat kararı ise, temyizde bozularak zamanaşımından düşme kararı verilerek 25/12/2020 tarihinde kesinleşmiş olmakla, ceza mahkemesince yapılan değerlendirmelerin hukuk hakimini bağlamayacağı da kuşkusuzdur.
Bu itibarla mahkemece; ceza yargılaması sürecinde alınan İzmir Kriminal … Labaratuarının 31/08/2006 tarihli raporu ile Adli Tıp Kurumunun oy çokluğu ile verilen 03/12/2014 tarihli raporlarının çelişkili olduğu açık olduğundan, her iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için alanında uzman üç kişilik bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınması ve söz konusu senetteki imzaların davacıya ait olup olmadığının net bir şekilde tespiti suretiyle sonucuna uygun hüküm tesisi yoluna gidilmesi gerekirken, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.”

