Yargıtay 7.Hukuk Dairesi
2022/6067 Esas
2024/1931 Karar
02/04/2024
“Bölge Adliye Mahkemesince asıl ve birleştirilen davada tazminata yönelik davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ise de burada önemli olan zamanaşımı süresinin başlangıç tarihinin tespitidir. Gerçekten, 6098 sayılı Kanun’un 149 uncu (BK m.128) maddesi uyarınca zamanaşımı, alacağın muaccel olduğu tarihte başlar. Bu süre, mahkemece kabul edildiğinin aksine sözleşmenin yapıldığı tarih değil, alacağın muaccel hale geldiği tarihtir. Dairemizin uygulamasına göre de şahsi hak sahibi davacı, karşı tarafın ferağ talebinin reddini bildirmediği, başka bir deyişle iradi ferağ umudunu taşıdığı sürece zamanaşımı başlamaz.
Diğer taraftan; arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine göre, yüklenicinin kendisine düşecek bağımsız bölümün noterden üçüncü kişiye satışının vaadi durumunda, yüklenicinin bağımsız bölümü üçüncü kişiye teslim borcu, arsa sahibine karşı edimini yerine getirdiği ve tapuya hak kazandığı tarihte muaccel olur. İfa olanağının doğduğu bu tarihte zamanaşımı işlemeye başlar.
Somut olayda; zamanaşımı, davacıların ferağ umudunu yitirdiği tarihten işlemeye başlayacağından, bu tarihin ifa olanağının ortadan kalktığı tarih olduğu, Gaziosmanpaşa …. Noterliğinin 10.07.1997 tarih ve 15816 yevmiye numaralı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde, yükleniciye sözleşmede kararlaştırılan hisse devrinin kat irtifakı kurulduğunda yapılacağının kararlaştırıldığı, dava konusu 819 ada 12 ve 13 parsel sayılı taşınmazlarda kat irtifakının kurulmadığı, öte yandan bir kısım davalının miras bırakanı yüklenici …’in 819 ada 12 parsel sayılı taşınmazda 18.11.2013 tarihinde satış yoluyla malik olduktan sonra 23.12.2013 ve 18.11.2014 tarihli satış işlemleriyle taşınmazı davalı … … ve … ile dava dışı üçüncü kişilere devrettiği anlaşıldığından zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı gözetilerek, asıl ve birleştirilen davada davacıların iddia ve talepleri, davalıların savunmaları doğrultusunda incelenerek oluşacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken bir kısım davalı yönünden zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.”

