Yargıtay 2.Hukuk Dairesi
2021/5626 Esas
2022/6737 Karar
05/07/2022
“TBK’nun 131. maddesi ‘Asıl borca bağlı hak ve borçların sona ermesi’ başlığında ‘Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur./ İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilir./Taşınmaz rehnine, kıymetli evraka ve konkordatoya ilişkin özel hükümler saklıdır.’ şeklinde düzenlenmiştir. Ayrıca, kısmi davadan sonra açılan ek davada fazlaya dair hakların saklı tutulmuş olması ve davacının hukuki yararının bulunması koşullarının birlikte varlığı hâlinde birden fazla ek dava açılması da kural olarak mümkündür. Ancak, faiz asıl alacağın bir bölümü olmayıp, onun feri nitelikte bir alacak olduğundan faiz istenmeden asıl alacak için açılan dava, bir kısmi dava olmayıp tam davadır. (HMK 109) Alacak davasında faiz talep edilmemiş olsa da davacı, faiz alacağından zımni olarak feragat etmiş sayılmaz ve TBK’nın 131. maddesi gereğince asıl borç sona ermedikçe faiz alacağı ayrı bir dava ile istenebilir.
Yukarıda yapılan tüm açıklamalara göre, dava katılma alacağı davasında talep edilmeyen faizin tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yapılan itirazın iptali davası olup, diğer bir deyişle dava, katılma alacağı davasında talep edilmeyen faizin tahsiline yönelik dava niteliğindedir. O halde davacının, Konya 1.Aile Mahkemesinin 2013/965 E. sayılı dava dosyasında birleşen ek davada tahsiline hükmedilen katılma alacağına tasfiye tarihi olan 17.01.2012 tarihinden itibaren faiz talep edebileceği ve bu tarihten itibaren işletilecek faize yönelik olarak öncelikle ilamsız takip yapıp bilahare dava açmasına engel bulunmadığından davacının Konya 1.Aile Mahkemesinin 2013/965 E. sayılı dava dosyasında birleşen ek davada lehine hükmedilen 529.566,40 TL alacağa tasfiye tarihinden takip tarihine kadar işletilecek faiz yönünden alacak hakkı olmasına rağmen, yazılı gerekçeyle bölge adliye mahkemesince davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.”

