Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2020/604 Esas
2022/1020 Karar
22/06/2022
“Resmî tasfiyeye terekenin defterinin düzenlenmesiyle başlanır ve aynı zamanda yapılacak ilânla mirasbırakanın alacaklılarından ve borçlularından, belirtilen süre içinde alacaklarını ve borçlarını bildirmeleri istenir. Terekenin daha önce resmî defteri düzenlenmiş ise resmî tasfiye bu deftere göre yapılır. Tasfiye memuru, göreviyle ilgili işlerini sulh mahkemesinin gözetim ve denetimi altında yürütür. Mirasçılar ve tereke alacaklıları, sulh mahkemesine, tasfiye memuru tarafından yapılan veya tasarlanan işlemlerden dolayı bunu öğrendikleri tarihten başlayarak yedi gün içinde yazılı olarak şikâyette bulunabilirler”.
Bununla birlikte TMK’nın “Olağan usul ile tasfiye” başlıklı 635. maddesi; “Resmî tasfiye, mirasbırakanın yürüyen işlerinin tamamlanmasını, borçlarının yerine getirilmesini, alacaklarının tahsilini, vasiyet borçlarının terekenin olanağı ölçüsünde yerine getirilmesini, zorunlu olduğu takdirde mirasbırakanın haklarının ve borçlarının mahkemece tespitini ve mallarının paraya çevrilmesini kapsar. Tasfiye memuru, tereke ile ilgili dava, takip ve idarî işlemler hakkında mirasçılara bilgi vermekle yükümlüdür.” şeklindedir. Bundan başka Tüzüğün 53. maddesinde; “Resmi tasfiyede bu bölümde hüküm bulunmayan hallerde, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 211 inci ve devamı maddelerinde yer alan iflastan başka hallerde bir kollektif şirketin tasfiyesindeki tasfiye memurunun görev, yetki ve sorumlulukları ile tasfiyeye ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 272. maddesine (Mülga 6772 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 211. maddesi) göre kollektif şirketin tasfiyesi, iflas dışındaki sona erme hâllerinde tasfiye memurlarına aittir. Yine TTK’nın 280. maddesine (Mülga 6772 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 219. maddesi) göre de “(1) Tasfiye hâlinde bulunan şirketi mahkemelerde ve dışarıda tasfiye memurları temsil eder. (2) Tasfiye memurları şirket için yararlı gördükleri takdirde, olağan işlem ve işlerle sınırlı olmak koşuluyla, sulhe, feragata, kabule, tahkime ve özellikle hakem seçmeye de yetkilidirler; gereklilik hâlinde yeni işlemler de yapabilirler. (3) Tasfiye hâlinde bulunan kollektif şirket adına düzenlenen bütün belgeler ve senetlerin “tasfiye hâlinde bulunan filan şirketin tasfiye memurları” ibaresi eklenerek tasfiye memurları tarafından imzalanması şarttır. (4)Bir tasfiye memurunun görevini yaparken işlediği haksız fiillerden şirket de sorumludur”.
Somut olayda, davanın 12.11.2015 tarihinde açıldığı, yargılama devam ederken davalı …’nin 14.06.2016 tarihinde vefat etmesi üzerine ilk derece mahkemesince tek mirasçısı …’na davalı sıfatıyla dava dilekçesi ekli duruşma günü bildirir tebligat yapıldığı, davalı … mirasçısı … eldeki davada taraf sıfatının bulunmadığını savunduğu, davalı …’nin tek mirasçısı olan …’nun talebi üzerine İzmir 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin 01.08.2016 tarihli ve 2006/1002 E., 2016/996 K. sayılı kararı ile …’den intikal eden mirasın davacı … tarafından kayıtsız şartsız reddedildiğinin tespit ve tesciline karar verildiği, bu kararın 02.08.2016 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu durumda işverene karşı açılması ve sonuçlandırılması yasal zorunluluk olan hizmet tespitine ilişkin eldeki davada yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri kapsamında en yakın mirasçılarının tamamı olduğu anlaşılan tek mirasçı … tarafından reddolunan …’nin mirası daha sonraki derece bulunan mirasçılara geçmeyeceğinden taraf teşkilinin sağlanması amacıyla mahallin Sulh Hukuk Mahkemesine durum bildirilerek iflas hükümlerine göre reddolunan mirasın tasfiyesi sağlanmalı, davalı … için atanacak ve yetkilendirilecek bir temsilci ile yargılamaya devam edilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; yasal mirasçılardan birinin mirası reddi hâlinde reddeden mirasçının mirasbırakandan önce ölmüş gibi sayılarak onun payının miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi diğer hak sahiplerine geçeceği, bu nedenle mirası reddeden …’nun eldeki davada pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, bu itibarla mirası reddeden …’nun mirasçılarının davaya dâhil edilerek taraf teşkilinin sağlanması gerektiği, direnme kararının bu değişik gerekçe ve nedenlerle bozulması gerektiği görüşü ile; hizmet tespiti istemine ilişkin eldeki davada davanın niteliği itibariyle Sosyal Güvenlik Kurumunun taraf olmasının yeterli olduğu, zira bu davanın sadece Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı açılabileceği, bu nedenle direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüşler yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.”

