Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2022/710 Esas
2024/488 Karar
02/10/2024
“Somut olayda davacı vekilinin İzmir 13. Sulh Hukuk Mahkemesinde 25.06.2008 tarihinde tapu iptali ve tescil istemiyle açtığı eldeki davada davalı müteveffa …’nın dava dilekçesi ekli 17.11.2009 tarihinde duruşma yapılacağını bildiren ve basit yargılama usulünü düzenleyen mülga 1086 sayılı Kanun’un 508, 509 ve 510 uncu maddelerine göre ihtar içeren davetiyenin 14.10.2009 tarihinde tebliğden sonra, yapılacak olan 17.11.2009 tarihli duruşma öncesinde 02.11.2009 tarihinde zamanaşımı savunmasını içermeyen cevap dilekçesi sunduğu, sonrasında 08.04.2011 havale tarihli ıslah dilekçesi ile esasa ilişkin savunmasını ıslah ederek zamanaşımı def’îni ileri sürmesi üzerine davacı tarafça açıkça muvafakat edilmediğinin bildirildiği, basit yargılama usulüne göre yapılan yargılama sonucunda İzmir 13. Sulh Hukuk Mahkemesince 03.11.2011 tarihli kararı ile dava konusu taşınmaz payının dava tarihinde değeri 80.000,00 TL olduğundan 1086 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereğince Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmesi üzerine davacının talebiyle dosyanın gönderildiği İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Şu hâlde yukarıda yapılan açıklamalara göre; davalı vekilinin yasal süre içerisinde verdiği cevap dilekçesinde herhangi bir nedenle ileri süremediği zamanaşımı def’îni sonradan ıslah yoluyla ileri sürmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, ayrıca ıslah edilen yeni savunmaya karşı davacının itiraz etmesinin sonuca bir etkisinin olmadığı kabul edilmiştir. Hâl böyle olunca davalı vekilinin ıslah yoluyla zamanaşımı def’înde bulunabileceğine ilişkin olarak verilen direnme kararı usul ve yasaya uygundur.”

