Yargıtay 12.Hukuk Dairesi
2023/4395 Esas
2024/1706 Karar
22/02/2024
“Hükmi şahıslara ne şekilde tebligat yapılacağı 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 12 ve 13. maddelerinde belirlenmiştir. Tebligat Kanunu’nun 12. maddesinde; “Hükmi şahıslara tebliğ, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise, yalnız birine yapılır”, aynı yasanın 13. maddesinde; “Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır” hükümleri yer almaktadır. Tebliğ tarihi itibariyle uygulanması gereken Tebligat Tüzüğü’nün 18. maddesinde ise “… tebliğ yapılacak kimseler herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, hükmi şahsın o yerdeki memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Şu kadar ki, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, hükmi şahsın o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle tebligatın muhatabı olan hükmi şahsın mümessilinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle tavzif edilmiş bir şahıs olması lazımdır. Bunların da bulunmadığı tebliğ mazbatasında tespit edildiği takdirde tebligat, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır” düzenlemesi bulunmaktadır.
Somut olayda, borçlu şirket adına “… Mahallesi, … Caddesi, … İşhanı Blok No: 35/30, Çankaya/Ankara” adresine tebliğe çıkarılan ödeme emri tebligatının “… daimi çalışanı … imzasına tebliğ edilmiştir” şerhiyle 08.07.2022 tarihinde yapıldığı, tebliği alan şahsın borçlu şirket çalışanı olmadığı, borçlu şirket ile üçüncü kişi … Hazır Ofis Hizmetleri Danışmanlık Ltd. Şti. arasında imzalanan “Tebligat Adresi Sözleşmesi”nde borçlu şirket adına tebliğ almaya yetkili kılınan üçüncü kişinin çalışanı olduğu ve bu konuda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı görülmektedir.
O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, borçlu tarafından ileri sürülen tebligat usulsüzlüğü iddiasının, borçlunun tüzel kişi olduğu göz önüne alınarak Tebligat Kanunu ve ilgili yönetmelikte ayrıntılı olarak düzenlenen, tüzel kişilere uygulanacak tebligat usulüne ilişkin hükümler çerçevesinde inceleme ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, borçlu şirket ile üçüncü kişi arasında imzalanan “Tebligat Adresi Sözleşmesi”nin yasal mevzuat hükümleri karşısında sonuç doğurmayacağı değerlendirilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.”

