Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2020/265 Esas
2022/916 Karar
15/06/2022
“Tazminat hukukunun bir ilkesi olarak, sorumluluk şartları gerçekleştiği takdirde, zarar veren, zarar görenin mal varlığında oluşan eksilmeyi gidermekle yükümlüdür. Ne var ki, zararın tamamen giderilmesini amaçlayan “tam tazmin” ilkesinin katı uygulaması, haksız ve adil olmayan sonuçlara yol açabilmektedir. Bu düşünceden hareketle, bazı hâllerde somut olayda gerçekleşen özel durumlar nedeniyle tazminatta bazı indirimlerin yapılmasının hakkaniyete daha uygun düşeceği kabul edilmektedir. Bu nedenledir ki, BK’da zararın kapsamının belirlenmesine ilişkin iki hüküm mevcuttur. Bunlar, BK’nın 43 ve 44. maddelerinde yer alan hükümlerdir. Bu iki hüküm birbirini tamamlamaktadır. Zira BK’nın 43. maddesi hâkimin tazminatın miktarını hâl ve duruma ve kusurun ağırlığına göre belirlenmesini emretmişken, 44. maddesi tazminattan indirim yapılmasını gerektiren hâl ve durumlara işaret etmiştir. Her iki madde hâkime, tazminatın şeklini ve kapsamını tayin etme yetkisi verdiği gibi bazı olguların varlığı hâlinde, tazminattan indirim yapma veya gerektiğinde tamamen kaldırma yetkisi de tanımıştır.
Borçlar Kanunu’nun “Tazminat miktarının tayini” başlıklı 43. maddesinin 1. fıkrası ile; “Hâkimin, hâl ve mevkiin icabına ve hatanın ağırlığına göre tazminatın suretini ve şumulünün derecesini tayin edeceği” hükme bağlanmıştır. Hâl ve mevkiin icabından amaç, somut olayın niteliğidir. Buna göre kaynağına, sebebine, zarar veren ile zarar gören arasındaki hukukî ilişkiye ve her somut olayda farklı şekillerde gündeme gelebilecek benzeri ölçütlere göre, zararın niteliği, kapsamı ve miktarı, her somut olayın kendine özgü yapısı içerisinde, değişen bir özellik gösterecektir. Buradaki amaç, olayın özelliklerine göre hakkaniyete uygun bir sonuca ulaşmaktır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı …’un polis memuru olduğu, kazanın kamu görevini yerine getirdiği sırada meydana geldiği, kaza nedeniyle davalı kamu görevlisinin %100 oranında sakat kaldığı ve malulen emekli olduğu, gelirlerinin azaldığı, istenilen tazminat miktarının ödenmesi hâlinde davalının zor duruma düşeceği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Kazanın meydana geliş biçimi, davalının çalışma koşulları ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davalı polis memuru lehine uygun miktarda hakkaniyet indirimi yapılması gerekmektedir. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; TBK’nın 55. maddesinde yer alan emredici düzenlemenin olayın gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanacağı, davalının aynı zamanda haksız fiil sorumlusu olduğu, eldeki davada Kurumca ödenen zararın rücuen tahsili talep edildiğinden BK’nın 43 ve 44. maddeleri gerekçe gösterilerek hükmedilen tazminattan indirim yapılamayacağı, bozma kararının yerinde olduğu görüşü ileri sürülmüş ise de; bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. Bu durumda davalı polis memuru lehine hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği yönündeki direnme kararı uygun olup yerindedir.”

