Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2024/611 Esas
2024/541 Karar
06/11/2024
“İnşaat işleri yönünden davacı 31.439,00 TL talepte bulunmuş, Mahkemece verilen ilk karar ile dava kabul edilmiş, bu karar inşaat işleri yönünden hükmolunan tazminat miktarının haksız olduğu yönündeki itirazlarla birlikte davalı tarafça temyiz edilmiş ve fakat Özel Daire ilk bozma kararının birinci bendinde yer alan sair temyiz itirazlarının reddine dair hüküm ile birlikte davalının bu yöne ilişkin temyiz istemini yerinde görmediğini açıkça ortaya koymuştur. Bu hâlde bozma dışında kalmakla kesinleşen inşaat işleri için 31.439,00 TL bakımından, daha azına hükmedilememesi yönünde davacı lehine, talep aşımına da sebebiyet verecek şekilde daha fazlasına hükmedilememesi yönünde davalı lehine usuli kazanılmış hak doğmuştur. Buna rağmen Mahkemece ikinci kararla bu kez 35.212,37 TL’ye hükmedilmiştir. Bu ikinci karar yalnızca davalı tarafça temyiz edilmiş ve temyiz itirazında inşaat işleri yönünden kurulan hükmün hukuka aykırı olduğu da dile getirilmiştir. Hâl böyle olunca inşaat işleri yönünden aşamalarda davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı ihlâl eder şekilde fazlaya hükmedilmesi, Özel Daire kararında da işaret edildiği üzere, usul ve yasaya aykırı olup direnme kararı isabetsizdir. Bu yönden davalı vekilinin temyiz itirazları yerindedir, kabulü gerekir.
Elektrik işleri yönünden ise; davacının talebi 17.522,00 TL’dir ve Mahkeme ilk kararla yine bu bedelin tamamına hükmetmiştir. Davalı vekilinin söz konusu alacağa ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmekle bu miktar davacı lehine usuli kazanılmış hak doğurur şekilde kesinleşmiştir. Bu aşamadan sonra Mahkemenin ikinci kararıyla yalnızca 3.535,36 TL’ye hükmedilmesi davacının usuli kazanılmış hakkını ihlâl eder mahiyetteyse de sonraki aşamada gerçekleşen bir husus gözden kaçırılmamalıdır: Bu karar açıkça aleyhine olmasına rağmen davacı tarafça temyiz edilmemiş, karar yalnızca davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, aleyhine olan kararı temyiz etmeyerek bu bedeli benimsemiş ve davalıdan daha fazla talebinin olmadığı yönündeki iradesini ortaya koymakla bu kez davalı lehine olacak şekilde yeni bir usuli kazanılmış hakkın doğmasına sebep olmuştur. Hâl böyle olunca davacı lehine korunması gereken bir usuli kazanılmış hak kalmadığı gibi, yeni durumla davalı lehine olacak şekilde 3.535,36 TL’ye hükmedilmesi zorunlu hâle gelmiştir. Dolayısıyla Özel Daire bozma kararından bu açıdan ayrılmak gerekir ve gerekçesi farklı olsa dahi, vardığı sonuç itibarıyla direnme kararı bu yönden yerindedir. Bu sebeple davacı vekilinin temyiz itirazları reddedilmelidir.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmelerde, elektrik işleri yönünden de Daire kararının yerinde olduğu, ilk kesinleşmeyle birlikte Mahkemenin artık başka bir karar vermesinin mümkün olmadığı ve bu kabule göre nihai hükmün davacı aleyhine tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olması sebebiyle direnme kararının Özel Daire bozma kararında belirtilen gerekçe ve sebeplerle bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.”

